Boşanma, sadece iki kişi arasındaki bir hukuki işlem değil; çoğu zaman çocukların, ortak malların ve uzun yıllara yayılan bir yaşam düzeninin yeniden şekillendiği bir süreçtir. Bu nedenle sürecin nasıl işlediğini bilmek, tarafların hem hukuki hem de duygusal olarak daha hazırlıklı olmasını sağlar.
Uygulamada boşanma davaları genel olarak iki şekilde yürütülür: taraflar boşanmanın sonuçları üzerinde (velayet, nafaka, tazminat, mal paylaşımı gibi konularda) anlaşmışsa anlaşmalı boşanma; bu konularda uzlaşma sağlanamamışsa çekişmeli boşanma yoluna gidilir. Anlaşmalı boşanmada taraflar arasında imzalanan protokol, mahkemenin onayına sunulur ve hâkim, protokolü çocukların üstün yararı başta olmak üzere hakkaniyet açısından değerlendirir. Çekişmeli süreçte ise deliller, tanık beyanları ve bilirkişi raporları üzerinden daha uzun soluklu bir yargılama söz konusu olabilir.
Velayet konusunda mahkemenin temel ölçütü çocuğun üstün yararıdır; yaş, sağlık durumu, ebeveynlerin çocukla kurduğu ilişkinin niteliği ve ekonomik-sosyal koşullar birlikte değerlendirilir. Nafaka talepleri ise tedbir nafakası, iştirak nafakası ve yoksulluk nafakası gibi farklı başlıklar altında incelenir; her biri farklı koşullara ve amaçlara hizmet eder.
Mal rejimi tasfiyesi, evlilik süresince edinilen malların hangi eşe ait sayılacağının belirlendiği ayrı bir süreçtir ve genellikle boşanma davasından bağımsız olarak da açılabilir. Yurt dışında verilmiş boşanma kararlarının Türkiye'de geçerli olması için ise tanıma-tenfiz davası açılması gerekir; bu, doğrudan otomatik bir tanınma anlamına gelmez.
Her dosyanın kendine özgü koşulları olduğundan, sürece başlamadan önce somut duruma göre bir değerlendirme yapılması, hem zaman hem de sonuç açısından belirleyici olabilir. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; bireysel durumlar için hukuki değerlendirme alınması önerilir.